Mahşer Günü
Cennete kim gidip gelmiş diyenler,
Mahşer günü nasıl hesap verecek?
Allah’tan korkmayıp haram yiyenler,
Mahşer günü nasıl hesap verecek?
 
Kimi hocayım der, kimi de derviş,
Cahiller yanına postunu sermiş,
Zannederler bunu âlim ve ermiş,
Mahşer günü nasıl hesap verecek?
 
Cihanı kendine kalacak sanan,
Kendi gibi bir faniye dayanan,
Melodiyle yatıp, öyle uyanan,
Mahşer günü nasıl hesap verecek?.

********

Maksudum

 
Cemaline pervaneyim    
Maksudum sensin Allahım
Aşkınla inleyen benim
Maksudum sensin Allahım
 
Maksudum, Mahbubum,  Mağbudum
maksudum sensin Allahım
Mahbubum sensin Allahım
 
Hasretinden duramadım
Yüzüm tutup soramadım
Eşiğine varamadım
Maksudum sensin Allahım
 
Maksudum, Mahbubum,  Mağbudum
maksudum sensin Allahım
Mahbubum sensin Allahım
 
Kalmışım gurbet ellerde
Nerdesin sultanım nerde
Garip kaldım ben bu yerde
Maksudum sensin Allahım
 
Maksudum, Mahbubum,  Mağbudum
maksudum sensin Allahım
Mahbubum sensin Allahım
 
Yakma bizi celalinle
Kendi güzel kemalinle
Müşerref kıl cemalinle
Maksudum sensin Allahım
 
Maksudum, Mahbubum,  Mağbudum
maksudum sensin Allahım
Mahbubum sensin Allahım

********

Manzum Ata Sözeleri

Ata sözü dinle kalbi selim ol
Bilki kalbden kalbe yol var demişler
Öfkelenme hemen biraz salim ol
Sert sirke küpüne zarar demişler
 
Her yere uzanmaz el ve etekler
Hep boşuna gider bütün emekler
Göllerde dolaşan şaşkın ördekler
Baştan değil terstden dalar demişler
 
Aldanma dünyanın sakın varına
Düşmeye gör onun ahu zaruna
Bugünkü işini koyma yarına
Gündoğmadan neler doğar demişler
 
Ne yazık geride kaldı bilenler
Rağbet gördü günahına gülenler
Eskiden beridir dağdan gelenler
Bağda olanları kovar demişler
 
Dedesi demişki benim dedeme
Tuz ekmek bilmeze derdini deme
Ot topla ye namert ekmeği yeme
Gün olur başına kakar demişler
 
Salih insanların yapış izine
Dost addetme her güleni yüzüne
İncinme dostunun doğru sözüne
Doğru söz insana batar demişler
 
Kendine bir rehber bulmayan için
Onun öğüdünü almayan için
Pişmeden ham kalıp olmayan için
O dipsiz kile boş ambar demişler
 
Dost ile ettiğin sözde kıl karar
Kar etmezs senbari eyleme zarar
Aza kanaat ed olma tamahkar
Ucuz satan tezce satar demişler
 
Elimde olmalı diyorsan dümen
Kanaat ipini bırakma elden
Eşek geyik gibi boynuz isterken
İki kulaktan olur demişler
 
Vakit girmeyince namaz kılınmaz
İman gibi büyük nimet bulunmaz
Güneş balçık ile elbet sıvanmaz
Kötülük her zaman sırıtır demişler
 
Okuyup ilimle olmalı amil
Hiç konuşmasada bilinir kamil
Kendinden gayriyi beğenmez cahil
Kendi calar kendi oynar demişler
 
Kötülüklerden kaç verme hiç değer
Desinler sana bir er oğlu er
Elin kapısını çalarsan eğer
El de senin kapın çalar demişler
 
Sözünü uzatan sürçer gaf eder
Kıymetli vaktini hep israf eder
Hemde çok yanılır çok günah işler
Fazla söz yalansız olmaz demişler

********

Mevlamı Arar Gezerim

Gönül bir dem karar etmez
Mevlamı arar gezerim
Ona teselli kar etmez 
Mevlamı arar gezerim
 
Seherlede esen yelde
Kah sahrada kahi çölde
Elvan elvan açan gülde
Mevlamı arar gezerim
 
Nolur aşkın versen bana
Canım kurban etsem sana
Bu dünyada yana yana
Mevlamı arar gezerim
 
Seherlede esen yelde
Kah sahrada kahi çölde
Elvan elvan açan gülde
Mevlamı arar gezerim
 
Yeni düştüm ben bu derde
Sevda yeli eser serde
Gezip dolaştığım yerde
Mevlamı arar gezerim
 
Seherlede esen yelde
Kah sahrada kahi çölde
Elvan elvan açan gülde
Mevlamı arar gezerim
 
Yarın mahşer kurulunca
Sevap günah sorulunca
Sırat geçmek zor olunca
Mevlamı arar gezerim
 
Seherlede esen yelde
Kah sahrada kahi çölde
Elvan elvan açan gülde
Mevlamı arar gezerim

********

Mektubat

Hâllerin ve zevklerin, tercümânı Mektûbât
Bu kitabı okuyanlar, bulur elbet hayat
 
İlâhî nûrlar ondan yayılıyor cihâna
Her ne müşkülün varsa, bakabilirsin ona
 
Onu çok okumalı, ilimle dolar insan
İmam-ı Rabbani’den feyizler alır insan
 
Öyle bir kitap ki o, misli yoktur elbette
Ne geçmişte yazılmış, ne dahi gelecekte
 
Kur’an ve hadislerden sonra gelir bu kitap
Herkese var içinde, kendine göre hitap
 
İlim, ihlâs kaynağı hârikalar var onda
Fayda onda, kâr onda, eşsiz denksiz onda
 
Oğlu çok övüp der ki, babamın her mektubu
Öyle büyük bir derya, görünmez onun sonu
 
Tasavvuf ile fıkıh, birleşmiştir burada
Saadetin kaynağı, başlatılır dünyada
 
Budur uzman bir tabip, bütün dertlere devâ
Hasta kalblere şifâ, susuz rûhlara gıdâ
 
Budur Hakkın sevdiği, âlimlerin sözüdür
İslâmın esasıdır ve irfânın özüdür
 
Budur ulemanın ve evliyanın lisânı
Ehl-i sünnet yolunun, gâyet açık beyânı
 
Aşkla yanan kimseye, en iyi haber budur
Issız karanlık yolda kişiye rehber budur
 
Gece gündüz daima, okunmalı Mektubat
Duyulur elbet bir gün ondaki lezzet ve tat
 
Okuyalım gözlere kan yaş dolana kadar
Doyulmayan tadını kolay alana kadar
 
Anlayarak okuyan ilim sahibi olur
Sünnetleri öğrenir, bid’atlerden kurtulur
 
Mektubat okununca, etrafa nur saçılır
Feyzinin tesiriyle, kalblere yol açılır
 
Bu kitabı okuyup edelim çok muhabbet
Mektubatın yazarı imdâda gelir elbet
 

********

Merhaba

Ya Mustafa Ya Mücteba
Ehlen ve Sehlen merhaba
Sensin Muhammed Mustafa
Ehlen ve Sehlen merhaba
 
Enbiyanın serverisin
Evliyanın rehberisin
İnsanlığın cevherisin
Ehlen ve Sehlen merhaba
 
Sen canların cananısın
Gönüllerin fermanısın
İki cihan sultanısın
Ehlen ve Sehlen merhaba
 
Allahu ekber şanühü
Sultanüna sübhanühü
Kad caena burhanühü
Ehlen ve Sehlen merhaba
 
Sensin ol mahbubi hüda
Kılma şefaatten cüda
Yoluna canımız feda
Ehlen ve Sehlen merhaba
 
Cümle veliler geldiler
Ayağına yüz sürdüler
Yolun için can verdiler
Ehlen ve sehlen merhaba
 
Derviş yunus söyler sözü
Dergahına sürer yüzü
Sen kayır ukbada bizi
Ehlen ve sehlen merhaba

********

Mezhepsiz Reşit Rıza

Reşid Rıza’nın resmi, geçtiği an elime,
Neler geçti içimden, neler geldi dilime.
 
Sakalını kısaltmış, sünnete hiç uymamış,
Kulakları tıkanmış, hak sözleri duymamış.
 
Doğru yola girmedi, dolaştı hep kenarda,
Ne zehirler kusmuştu, Mecelle-i Menarda.
 
(Muhaverat) adıyla, düzdü sayısız yalan,
Okuyan afyonlandı, sapıttı nice insan.
 
Hocası Abduh gibi, ne naneler yemişti,
İslamı kendisine uydurmak istemişti.
 
Sayısız hurafeler soktu dini İslama,
Haince saldırmıştı mübarek dört imama.
 
Büyük bir insan diye Firavunu övmüştü,
Hazret-i Musa için (O bir kâhin) demişti.
 
Lakin peygamber dedi, kral Hammurabi’ye,
Reformu örnek oldu bugünkü Vehhabiye.
 
Ölçü aldı kendine, mezhepsiz Şevkani’yi,
Büyük bir üstad bildi, farmason Efgani’yi.
 
Ne kadar sapık varsa, hepsine kucak açtı,
Dört mezhebin üstüne, telfik zehiri saçtı.
 
Dil uzattı selefe, büyük küçük bilmedi,
Mezhebi bid’at saydı, taklide haram dedi.
 
Şer’i delil dört iken, ikisini kaldırdı,
İcma ile kıyasa, pek sinsice saldırdı.
 
Mucizelerin hepsi, görünmüşken aşikâr,
Kimini tevil etti, kimini ise inkâr.
 
İnanmadı hadise, mütevatir habere,
Şüphe gözüyle baktı, meşhur Şakk-ul kamere.
 
Sözde din adamıydı, düşmanlık etti dine,
İctihadlar yapmıştı, hiç bakmadan haddine.
 
Âlimlere küfretti, gayet edepsiz idi,
Ehl-i sünnet düşmanı, koyu mezhepsiz idi.
 
Sakın aldanmayalım, Mısırlı bu fellaha!
Küfre varan sözünden, sığınalım Allah’a!

********

Mevlam Görelim Neyler

Hak şerleri hayreyler
Zannetmeki gayreyler
Arif anı seyreyler
Mevla görelim neyler 
Mevla görelim neyler 
Neylerse güzel eyler
 
Sen hakka tevekkül kıl
Tevfiz et ve rahat bul
Sabreyle ve razı ol
Mevla görelim neyler 
Mevla görelim neyler 
Neylerse güzel eyler
 
Kalbin ana bendeyle
Tedbirini terk eyle
Takdirini dert eyle
Mevla görelim neyler 
Mevla görelim neyler 
Neylerse güzel eyler
 
Bir iş üstüne düşme
Olduysa inad etme
Hakdandır o reddeme
Mevla görelim neyler 
Mevla görelim neyler 
Neylerse güzel eyler
 
Haktandır bütün işler
Boştur gamu teşvişler
Ol hikmetini işler
Mevla görelim neyler 
Mevla görelim neyler 
Neylerse güzel eyler
 
Hep işleri fayıktır
Birbirine layıktır
Neylerse muvafıktır
Mevla görelim neyler 
Mevla görelim neyler 
Neylerse güzel eyler
 
Sen adli zulum sanma
Teslim ol nara yanma
Sabret sakın usanma
Mevla görelim neyler 
Mevla görelim neyler 
Neylerse güzel eyler
 
Deme şu niçin şöyle
Bir nicedur ol öyle
Bak sonuna sabreyle
Mevla görelim neyler 
Mevla görelim neyler 
Neylerse güzel eyler
 
Naçar kalacak yerde
Nagah açar ol perde
Derman eder her derde
Mevla görelim neyler 
Mevla görelim neyler 
Neylerse güzel eyler

********

Mevlana

Mevlânâ otururken, bir havuz kenarında,
Geldi şemsi tebrizi ve oturdu yanında
 
Gördü ki Mevlânâ'nın, yanında kitaplar var,
Onları göstererek, sordu ki: "Nedir onlar?"
 
Arz etti ki: "Babamın, yazdığı kitaplardır,
Hepsi de inci gibi, kıymette bî-bahâdır."
 
Şems onları isteyip, aldı kendi eline,
Ve kaldırıp hepsini, attı suyun içine.
 
Mevlânâ çok üzülüp, dedi: "Eyvâh, pederden,
Kalan kitaplarımın, tamamı gitti elden."
 
Lâkin Şems-i Tebrîzî, elini uzatarak,
Çıkardı herbirini, sudan kuru olarak.
 
Mevlânâ görünce de, ondan bu kerâmeti,
Daha da sağlam oldu, ona teslîmiyeti.
 
Öyle ki sarsılmaz bir kale gibi oldu tam,
Sohbetine daha çok, aşk ile etti devam.
 
Evlâdı Sultan Veled, der ki: "Şems-i Tebrîzî,
Ansızın gelip gördü, bir gün pederimizi.
 
Öyle ki, babam onun, dururken huzûrunda,
Yok olmuştu gölgesi, o velînin nûrunda.
 
Önce herkes babama, tâbi iken, bu sefer,
Babam Şems'e uydu ve oldu onda cansiper.
 
Şems ona anlattıkça, Allah'ın sevgisinden,
Babam şevkle dinleyip, geçerdi kendisinden.
 
Bu şekilde aylarca, devam etti bu sohbet,
Çok yüksek makamlara, erdi babam nihâyet."
 
Şems-i Tebrîzî ile, Mevlânâ hazretleri,
Sohbet ediyorlardı, geceleri ekserî.
 
Yine bir gün gecenin, bir mehtaplı ânında,
Sohbet ediyorlarken, medresenin damında,
 
Baktı Şems-i Tebrîzî, etrafına birazcık,
Buyurdu: "Hiç bir evde, görünmüyor az ışık,
 
Ölü gibi, gafletle, uyuyor bu kimseler,
Keşki kalkıp Allah'a, ibâdet eyleseler,
 
O böyle söyleyince, hazret-i Mevlânâ da,
Ellerini kaldırıp, duâ etti o anda.
 
Dedi: "Şems-i Tebrîzî, hürmetine İlâhî,
Uyandır ölü gibi, yatan bu ahâlîyi."
 
Mevlânâ hazretleri, edince böyle duâ,
Başladı gök yüzünde, bulutlar toplanmağa.
 
Şimşek çakıp, kuvvetle, gök gürledi peşinden,
Uyandı şehir halkı, bu gök gürlemesinden.
 
Civardaki evlerden, sesler yükseliyordu,
Herkes korkularından, "Allah Allah" diyordu.

********

Mevlayı Özler

Güller sünbüller
Öter bülbüller
Yanık gönüller
Mevlayı Özler
 
Hu diyen canlar
Canda cananlar
Aşkınla yananlar
Mevlayı Özler
 
Zikreden Zakir
Şükreden şakir
Aşkı bu fakir
Mevlayı Özler
 
Hu diyen canlar
Canda cananlar
Aşkınla yananlar
Mevlayı Özler
 
Pervane nare
Deyme ağyare
Mest olan yare
Mevlayı Özler

********

Mevlayı Sever

Güller sünbüller, öter bülbüller
Yanık gönüller Mevlayı sever
 
Hu diyen canlar, Candan ananlar
Aşkınla yananlar, Mevlayı sever
 
Zikredan zakir, şükreden şakir
Sabreden fakir, Mevlayı sever
 
Pervane nare, demen ağyare
Mest olan yare, Mevlayı sever
 
Yüreği yanan, Allahı anan
Tevbeyle yunan, Mevlayı sever
 
Hu diyen canlar, Candan ananlar
Aşkınla yananlar, Mevlayı sever

********

Mezar

Kim der bu hayatın böyle sürecek
Neler gelecektir garip başına
Sanma ki rahatın devam edecek
Girersin mezarın soğuk koynuna
 
O mezar öyleki geri dönülmez
Hal kötü olunca asla gülünmez
Ölmeyi istersin fakat ölünmez
Yazarlar ismini mezar taşına
 
Bir damla rahatın fazla görülür
Cehennem çukuru orda örülür
Tükenmek bilmeyen azap sürülür
Kanarsın mezarın acı tadına
 
O mezar öyleki geri dönülmez
Hal kötü olunca asla gülünmez
Ölmeyi istersin fakat ölünmez
Yazarlar ismini mezar taşına
 
Bildirilenlerin hepsi doğrudur
Kurtuluşun ancak hakkın yoludur
Orada ışığın iman nurudur
Mezarında neler gelir başına
 
O mezar öyleki geri dönülmez
Hal kötü olunca asla gülünmez
Ölmeyi istersin fakat ölünmez
Yazarlar ismini mezar taşına

********

Mezarlar

Sana ibret gerek ise
Gel göresin mezarları
Taş olan bile eriye
Bakıp görünce bunları
 
Kiminin çoktu malları
Gör nice oldu halleri
Beyaz gömlek giyinmişler
Onunda yoktur yenleri
 
Mala mülke benim diyen
Sarayları beyenmeyen
Şimdi kabri ev edinen
Taşlarla dolmuş üstleri
 
Bunlar eve girmeyeler
Hiç bir yere varmayalar
Bu beyliği bulmayalar
Artık geçti devranları
 
Hani o şirin sözlüler
Nerede o ay yüzlüler
Ne oldu ela gözlüler
Hiç belirmez nişanları
 
Ne kapısı var girecek
Ne yemeği var yenecek
Ne ışığı var görecek
Gece olmuş gündüzleri
 
Bunlar bey ve serdar idi
Kulu kölesi var idi
Derviş yunus gel gör şimdi
Kim beydir kim köleleri

********

Mezardakiler

Şu dünyaya gelip kabre girenler
Ne söylerler ne bir haber verirler
Üzerinde türlü otlar bitenler
Ne söylerler ne bir haber verirler
 
Kiminin başında sararır otlar
Kimi masum kimi güzel yiğitler
Kemikleri kalmış dökülmüş etler
Ne söylerler ne bir haber verirler
 
Çürümüş tenleri tutmaz elleri
Konuşamaz olmuş tatlı dilleri
Ta kökünden kırılmıştır kolları
Ne söylerler ne bir haber verirler
 
Kimisi dördünde kimi beşinde
Kimisinin saçı yoktur başında
kKimi altı kimi yedi yaşında
Ne söylerler ne bir haber verirler
 
Kimisi bezirgan kimisi hoca
Kimi ak sakallı kimi pir koca
Gündüzleri olmuş karanlık gece
Ne söylerler ne bir haber verirler
 
Yunus derki gör takdirin işleri
Dökülmüştür kirpikleri kaşları
Başları ucunda mezar taşları
Ne söylerler ne bir haber verirler

********

Muhabbetsiz

Çiçek ağaç ot ve orman
Büyümüyor muhabbetsiz
Gözlere nur derde derman
Verilmiyor muhabbetsiz
 
Ömrün geçsin Kuran ile
Seher vakti figan ile
Son nefeste iman ile
Ölünmüyor muhabbetsiz
 
Sakın kapılma cinnete
Tut yapış ehli sünnete
Ahirette de cennette
Girilmiyor muhabbetsiz

********

Muhacire Kucak Açan
 
Muhacire kucak açan
Kardeşliğe örnek olan
Etrafına nurlar saçan
Güzel medine
 
Medinede medinede
Rasulum var medinede
Arada uzak yollar var
Gönlüm kaldı medinede
 
Nasip olsa bende gitsem
Ensar muhaciri görsem
Rasulumün ravzasına 
Yüzümü sürsem
 
Medinede medinede
Rasulum var medinede
Arada uzak yollar var
Gönlüm kaldı medinede
 
 
Medinede medinede
Rasulum var medinede
Arada uzak yollar var
Gönlüm kaldı medinede
Güzel medine
Şirin medine
Kutsal medine

********

Muhammede Muhammede
Muhammede Muhammede
Canlar kurban can Ahmede
 
Gideceğim gideceğim
Bu dünyadan gideceğim
Nasihat kar etmez bana
Muhammede gideceğim
 
Muhammede Muhammede
Canlar kurban can Ahmede
 
Gözyaşlarım durmaz taşar
Seller gibi çağlar coşar
Vuslat ümidiyle yaşar
Muhammede gideceğim
 
Muhammede Muhammede
Canlar kurban can Ahmede
 
Derdinle ağlar inlerim
Arşa çıkar inilerim
Bülbül şakır ben dinlerim
Muhammede gideceğim
 
Muhammede Muhammede
Canlar kurban can Ahmede

********

Müjdeler Duymaktayım
Müjdeler Duymaktayım, yükselen bütün seste
Üstünde okyanusun, kokusu her nefeste
Buz tutmuş okyanuski, dalgası duyulmuyor
Allahım ne büyük aşk, seyrine doyulmuyor
 
Ruhumuzdan sel akar, Kurak çöllere inat
Ebediyyete teslim, zerre zerre kainat
Kul olmak, kul olmakki işte en büyük gaye
Lale ve çiçeklerle bezenmiş büyük paye
 
Eteğine sarılıp, gidene yoktur elem
Rabbime giden yolbu anlasın bütün alem
İhlas kurtarır bizi, faniliğin yasından
Sevilenler elbette, Altın kol halkasından
 
Eğilsin bütün alem, secdelere eğilsin
Visale giden yolcu, bilki yanlız değilsin
Elbette güneş doğdu görene selam olsun
Nur dolu şu nakışı, Örene selam olsun
 
Kurtuluş rüzgarı bu, bir meltem gibi esen
Ufuklarda bir ziya, ufuklarda bir desen
Rayihalar saçılsın, ki müjde anıdır bu an
Tepemizde uçuşur, bütün zaman ve mekan
 
Uuktaki süvarı, bir sır gibi koşuyor
Lal olmuş diller suskun, gönüller konuşuyor
Uyuyan beşeriyyet, sende hayat bulacak
Resulullahı seven, elbette kurtulacak

********

Müslümanlar Kardeştir
Yurdumuz aynı ilimiz başka
Duamız aynı dilimiz başka
Kıblemiz aynı yolumuz başka
Aşkımız aynı halimiz başka
 
Kalbimiz aynı başımız başka
İşimiz aynı aşımız başka
Binamız aynı taşımız başka
Gözümüz aynı, yaşımız başka
 
Gülümüz aynı kokumuz başka
Yaramız aynı, yakımız başka
Kardeşlik aynı kanımız başka
anımız ayrı şanımız başka
 
Özümüz aynı, sözümüz başka
Gezimiz aynı izimiz başka
Derdimiz aynı sancımız başka
Yolcumuz aynı hancımız başka
 
Çilemiz aynı ağrımız başka
Sesimiz aynı çağrımız başka
Dinimiz aynı, ırkımız başka
Gücümüz başka farkımız başka
 
Boyamız aynı rengimiz başka
Yönümüz aynı cengimiz başka
Ruhumuz aynı, etimiz başka
Sürümüz aynı itimiz başka
********

 

Müstekim Ol
Hiç usandırma ili, il usandırmaz seni
Hileli iş yapma hem kes dolandırmaz seni
Din düşmanından bir su içme kandırmaz seni
Korkma kafirden ateş olsa yandırmaz seni
Müstekim ol hazreti Allah utandırmaz seni
 
Her zarar bil  insanal kendi nefsinden gelir
Yüz karası ademe sui fehminden gelir
Şerefü şan mekana hep mekininden gelir
İstikamet insana elbet dininden gelir
Müstekim ol hazreti Allah utandırmaz seni
 
Herşey geçer alemde bir halde yoktur sükün
Bilki değmez teessüf etmeye dünyayı dun
İstikamet zarardan seni hep eyler masun
Hak eder sadıkların hasmını elbet zebun
Müstekim ol hazreti Allah utandırmaz seni
 
Birini tezlil için zülümle etme iştigal
Arkadaş kazanmaya olur mani suihal
Yüz suyu dökme sakın hemde etme kilü kal
Müstekim ol hep çalış verir elbet zül celal
Müstekim ol hazreti Allah utandırmaz seni
 
İster ise hıfz eder, hep Allahı lem yezel
Irzına müminlerin düşman versede halel
Ta ezelden söylenir halk dilinde bu mesel
Celp eder mükafatı insana elbet amel
Müstekim ol hazreti Allah utandırmaz seni
 
At riyayı tezyin et, ihlasla efalini
Boş buğazlık eyleme fikr et önce kalini
Ne türlü saklayayım desende ahvalini
Hak teala alemdir bilir bütün halini
Müstekim ol hazreti Allah utandırmaz seni
 
Sonsuz cihanı düşün zilli abad eyleme
Ehli sünnet kitabı oku inat eyleme
Fırsat eldeyken uyan ömrü berbat eyleme
Yakmaya sürükleyen fiili mutad eyleme
Müstekim ol hazreti Allah utandırmaz seni
 
Haline şeytan güler, görünce bu gafleti
Kendine gel azizim güldürme ol şirreti
Hain olma cihana ve keremle şöhreti
Herşeyin üstündekir hüsnü hulkin rifati
Müstekim ol hazreti Allah utandırmaz seni